2013 Feminist Gece Yürüyüşü

2013 yılı özeti

Toplantıya çağıran
İstanbul Feminist Kolektif
Pankart sözü
Bedenimiz, hayatımız, kararımız bizim, aileniz sizin olsun + Erkeklere hizmet eden ŞÖNİM erkek şiddetini önlemez
Güzergâh
Galatasaray - Taksim
Buluşma noktası
Galatasaray, 19.30

2013: Bedenimiz, hayatımız, kararımız bizim, aileniz sizin olsun + Erkeklere hizmet eden ŞÖNİM erkek şiddetini önlemez

İmza: Feministler

İstanbul Feminist Kolektif’in (İFK) aktif olduğu bu dönemde yürüyüşe çağrı yapma kararı bir İFK toplantısında alındı. Bu yıl, kürtaj kampanyasının eylemleri ve feministlerin takip ederek gündemleştirdiği Nevin Yıldırım davası gündemi vardı. Bu iki gündem yürüyüş çağrı metninde yer buldu.

“Kürtaj Haktır, Karar Kadınların” kampanyasında birlikte çalışmanın da etkisiyle yürüyüş toplantılarına tek tek karma gruplarla kadın politikası yapan kadınlar da katıldı. Ancak örgütlenmede etkin değillerdi. Yürüyüş çağrıları ve açıklamalar, karma grupların içinde yer almadığı İFK tarafından yapılıyordu.

2013’te yürüyüşe 3 bin civarında kişi katıldı. Sayının artmasında “Kürtaj Haktır, Karar Kadınların” kampanyasının etkisi olmuştu. Ancak üniversitelerden genç kadınların 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nü bir adres olarak görmeye başlamalarının etkisi daha fazlaydı. Yürüyüşe örgütlü katılımdan ziyade tek tek ya da küçük gruplar halinde gelenlerin sayısı artmıştı. AKP’nin kadınlara yönelik eşitliği yok sayan, kadın yerine aileyi odağa koyan politikalarını sertleştirmesi de yürüyüşün kalabalıklaşmasını etkiledi.

Toplantılarda pankart sözünün, kürtaj gündeminin de etkisiyle, beden üzerine kurulması üzerine konuşuldu. Fakat sözü kurarken şiddet ve kürtaj odaklı olmaktan ziyade özgürleşmeyi merkeze almaya karar verildi ve aile politikalarını katmakta ortaklaşıldı. Tartışmaların sonucunda, pankart sözü “bedenimiz, hayatımız, kararımız bizim, aileniz sizin olsun” olarak belirlendi. Pankartta imza “feministler” olarak yer aldı. “Erkeklere hizmet eden ŞÖNİM (Koza) erkek şiddetini önlemez” pankartı da ikinci küçük pankart olarak taşındı.

2013 yılı yürüyüş örgütlenmesinde ilk kez kapsamlı bir Eminönü alışveriş listesi hazırlandı. İlk kez bir bütçe oluşturuldu. Bütçe kaynağı olarak da tek tek feministlerin yanı sıra Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası İFK “bileşenleri”nden istenilmesine karar verildi.

Önceki yıl yürüyüşün örgütlenmesine katılan sanatçıların etkisiyle stencil yapılmaya başlanmıştı. 2013’te de bir grup sanatçı yürüyüş ekibiyle birlikte stencil hazırladı.

Kadınlar 19.30’da Galatasaray’da buluştular ve Taksim’e doğru yürüdüler. Basın açıklaması Taksim’de yapıldı. Basın açıklamasının odağında aile politikaları ve kürtaj vardı. Açıklamada 2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı kanuna ve aynı dönemde kurulan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’ne (ŞÖNİM) dair eleştiriler dile getirildi. Basın açıklamasında ayrıca heteroseksizm eleştirilerine ve transların maruz kaldığı şiddete ve ayrımcılığa da yer verildi; Nevin Yıldırım davası gündemleştirildi, Van Kadın Derneği’ne açılan kapatma davası kınandı ve sığınak çalışması yapan İŞTAR’lı kadınların tutuklanması hakkında dayanışma mesajı verildi.

Yürüyüş sonrası eğlence The Mekan’da yapıldı. Eğlencede giriş ücreti alınmadı; Nevin ile dayanışma için bir kutu gezdirildi. Eğlenceye katılım önceki yıllarla kıyaslanamayacak kadar kalabalıktı.

Yürüyüş esnasında alanda gerçekleşen bir transfobi tartışması yürüyüşten sonra yapılan bir toplantıda birlikte tartışıldı. Yürüyüşe katılanlara yönelik ayrımcı tutum sergilenmemesi ve transfobik yaklaşımın genelleştirilerek bütün feministlere atfedilmemesi ilkelerinde ortaklaşıldı.

Podcast

Tüm yılların özetleri

2013

Çağrı

2013 Yılı Toplantı Çağrısı Feminist Kadınlara Çağrı; 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nün 11.’sini birlikte örgütlemek için toplanıyoruz! Feminist Gece Yürüyüşü’müzün 11. yılında, patriyarkaya, erkek şiddetine, cinsiyetçiliğe, heteroseksizme, kapitalizme, militarizme ve savaşa karşı ses çıkaracağımız bir 8 Mart`ta daha gece sokakta olacağız. 2012`de, “aile değil kadınız, feminist isyandayız” sloganları ile feminist hareketin 30. yılını geride bıraktık. Bu yıl da, erkekler öldürmeye, tecavüz etmeye, taciz etmeye, dövmeye devlet ise yasasından yargısına kadar “erkekten taraf” olmaya devam etti. Devlet bir yandan, kadını erkeğe bağımlı kıldığı, içine hapsetmeye çalıştığı aile politikalarına devam ederken kürtajı fiilen yasaklayarak bedenlerimiz üzerinde karar verme hakkımıza müdahale etmeye çalışıyor. Devletin cinsiyetçi-milliyetçi söylemleri, devlet şiddeti olarak kürt kadınların hayatına yansımaya devam ediyor. Bizler, bütün yıl boyunca patriyarkaya karşı feminist isyanımızı eylemliliklerimizle sürdürürken alanlarda da “kadın cinayetleri politiktir”, “trans cinayetleri politiktir”, “aileye değil kadına destek”, “kürtaj haktır karar kadınlarındır” dedik. Biz birlikte, yan yana oldukça güçleniyoruz ve güçlendikçe mücadelemiz büyüyor. Kadın değil “aile” muradı ile yola çıkan, varlığımızdan kararlarımıza, yaşamlarımızdan bedenlerimize kadar müdahale etmeye çalışan, ev içi emeğimizi yok sayan erkeklere ve erkek devlete karşı mücadelemizi feminist dayanışma ile örüyoruz. Bu dayanışmayı 8 Mart`ta sese dönüştürdüğümüz gece yürüyüşümüzü birlikte örgütlemek için çağrımızdır: 22 Şubat Cuma saat 19.00`da SFK`da toplanıyoruz! İstanbul Feminist Kolektif

2013 Yılı Eylem Çağrısı 11. kez, “8 Mart Feminist Gece Eylemi” için buluşuyoruz! Geçen 8 Mart’tan bu yana kadınların bedenlerine, emeklerine, hayatlarına el koyma tehditlerine, saldırılarına karşı susmadık! Başbakan’ın “Kürtaj cinayettir. Her kürtaj Uludere’dir” söylemiyle gündeme getirilen kürtajı yasaklama girişimini “Kürtaj haktır, Uludere katliam” diyerek geri püskürttük. AKP hükümetinin “3 de yetmez 5 çocuk” baskılarına rağmen kuluçka makinası olmayı reddettik. Tecavüzde rıza, cinayette haksız tahrik arayan erkek adalete karşı gerçek adalet için mücadelemizi sürdürdük. Sürekli şiddet gören, tecavüze uğrayan, devlet korumadığı için eline silah almak zorunda kalan, kocalarını yaralayan veya öldüren Erzurum'da Süreyya Yıldırım, Bingöl'de Pembe Dal, Zonguldak’ta Hanım Korkmaz, Sakarya’da Gülfidan, tecavüzcüyü öldüren Nevin Yıldırım ve meşru müdafaa hakkını kullanarak direnen daha çok sayıda kadın, erkeklerin ve patriyarkanın iktidarına boyun eğmemenin mümkün olduğunu gösterdi. Ailenin güçlendirilmesinin bir devlet politikası olmasına ve aile yüzünden uğradığımız baskılara, ölüm, şiddet, yoksulluk tehditlerine rağmen evlenmeyi reddeden ve boşanan kadınların sayısı arttı. Emeğimize, bedenimize ve kimliğimize sahip çıkmak için patriyarkaya, heteroseksizme, homofobiye, kapitalizme, milliyetçiliğe, militarizme ve savaşa karşı kadınların mücadelesini ve dayanışmasını haykırmak için, 11. yılına giren 8 Mart Feminist Gece Yürüyüş için birlikte ve sokaklardayız! İstanbul Feminist Kolektif

2013

Basın Açıklaması

Daxuyanîya Çapemenîyê ya Sala 2013’an Leşê Me, Jîyana Me, Biryara Me ya Me Bin! Bila malbata we ya we be! Weke jinên ji Tirkîyê, me sala dawî li dijî polîtîkayên hikûmetê yên ku bi perspektîfa “Malbat berîya jinan tê” û “Jin ji bo malbatê ye” dixwest bi armanca parastin û xurtkirina malbatê zext li ser jinan zêde bikin û hewl bidin jinan bi mal, malbat û mêrê wan ve girêdayî bikin, li ber xwe dan û em têkoşîyan.” Silogan: Em jin in, ne malbat in, em di serhildana femînîst de ne. Desthilatdarîya AKP’ê bi ferzkirina “dayikbûnê”, “namûsê”, “hevjînên meqbûl”, “3-5 zarokan” û pêkanînên ku jinan li malê digre, bedena me ya jinan weke makîneyên zêdekirina nifûsê dibîne. AKP bi hewldana qedexekirina kurtajê, li pêşîya kurtajê asteng dike û polîtîkayên wisa dimeşîne ku zext û serwerîyê li bedena me dike û qadên jiyanê yên me teng dike. Silogan: AKP destê xwe ji laşê min bigire! Kurtaj mafek e, biryar a jinan e! Şîdeta mêran li mal, kolan û her derê jîyana jinan dorpêç kirîye. Dewleta ku jinan bi tenê di nava malbatê de nas dike, polîtîkaya xwe ya civakî jî tenê bi rêya malbatê û weke lutfeke pêşkêş dike! Jinên ku rastî şîdetê hatine, nikarin bigihîjin mafên xwe; tirsa ku ew li dadgeh, walîtî, sitargeh û sazgehên dewletê hest pêdikin, wan neçar dike ku vegerin hawîrdora tundîyê. Silogan: Piştgirî bo jinan, ne bo malbatê! Dewlet hewl dide jinan mehkûmî malbatên heteroseksuel bike; meyla zayendî û nasnameya zayendî, hebûna jinên lezbîyen û trans înkar dike. Jinên trans ji civakê tên dûrxistin û bi zorê karê seksê dikin. Kesên trans tên kuştin û ji bo kujerên wan jî tawîzên provokasyonê yên neheq têne sepandin. Silogan: Kuştin transan sîyasî ye! Silogan: Bêdeng nemînin, biqîrin, lezbîyen hene! Li Tirkiyeyê her roj 3 jin ji alîyê mêran ve tên kuştin, yek ji her sê jinan rastî lêdanê tê, yek ji her 5 jinan rastî destavêtinê tê. Li vî welatê ku şîdet lê zêde ye û jin têda ne ewle ne, hejmara sitargehan tenê 103 ne. Dewleta ku di derbarê zêdebûna nifûsê de dikare her cure hesabên matematîkî bike, dema ku behsa hejmara sitargehan dibe, hesab û kitêb ji bîr dike! Jîyana li sitargehên heyî wisa hatîye çêkirin ku jinan vegerîne malbatên wan, hawîrdora tundûtûjîyê. Desthilatdarîya ku zimanê xwe yê zayendperest bi navê “Qozeyê” didomîne, Navendên Pêşîlêgirtina Şîdetê xistin merîyetê ku jin û mêr di bin banê hev de dihêlin. Ev sazgehên ku ji bo xweşkirina navbera jin û mêr û şêwirmendîya malbatê hatine avakirin, dema ku di navbera jinên rastî şîdetê û mêrên şîdetker de şêwirmendîye bikin, xizmetê ji mêran re dikin, ji jinan re nakin. Li hemberî vê pêkanînê nerazîbûneke me ya ji esasê heye. Silogan: Pêşîya kuştinê bigire, ne ya hevberdanê. Qanûna bi hejmara 6284'an a ku bi îdîaya pêşîgirtina li şîdeta li ser jinan, bêyî ku li bertekên rêxistinên jinan bên nirxandin hat derxistin. Ev qanûn ev salek e di merîyetê de ye, lê cîbicîkirina wê bi îradeya kes û rayedarên maye ku jin serî li wan didin. Mafê jîyanê yê jinan ji însîyatîfa polîs, dadger, dozger, walî û qeymeqam re hatîye hiştin. Kiryarên nestandard di pêvajoyên darizandinê de jî jinan ditirsînin. Biryar ne bi armanca destekkirina jinan, lê bi feraseta zayendperest tên girtin. Qanûn xizmeta mêran dike, ne xizmeta jinan! Wezaret ji peyva "Malbat" a ku di qanûna bi hejmara 6284'an de li ser navê wê hatîye dayîn bigire heta şeklê wê yê rêxistinî, ji bo di her warî de domandina pergala serdestîya mêran dixebite. Lêbelê bi xurtkirina malbatê hûn nikarin li hemberî tundîya mêran bisekinin. Heger hûn alîgirê malbatê bin, tu ne alîgirê jinan in! Silogan: We got malbat û malbat, we zindan kir li me heyat! Weke jin em di tevahîya jîyana xwe de dibînin ku dewlet bi gotina razîtî di tecawizê de û provokasyona neheq di kuştina jinan de, li hincetan digere ku şîdeta li ser jinan rewa bike. Me îsal di doza Nevîn û gelek jinên din de dît ku jin li pêşberî daraza mêrsalar tên tecrîdkirin; ji bo ku xwe biparêzin û li hemberî tundîya mêran li ber xwe bidin, neçar in ku edaleta xwe bi xwe pêk bînin. Jin mafê xwe yê xweparastinê bi kar tînin! Silogan: Edaleta rastîn, ne edaleta mêrsalar! Weke jinên li Tirkîyeyê dijîn, me gelek caran anî ziman ku derdora şer û pevçûn, mîlîtarîzma dewletê û şîdeta ku ev 30 sal in didome çiqas bandorê li hemû jinan dike. Di sala dawî de bi polîtîkayên netewperest-zayendperest ên dewletê zext bi taybetî li ser jinên Kurd zêde bûne. Jin ji ber ku beşdarî Mîtînga 8'ê Adarê bûne, ders dane, fikirîne, ramanên xwe anîne ziman û tenê ji ber Kurdbûna xwe hatin girtin û têne girtin. Em dixwazin dest ji girtinan berdin û yên di girtîgehê de ne jî serbest bên berdan. Tirkîye ev demeke dibe şahidê pêvajoyeke nû ya muzakereyan. Di vê pêvajoyê de, weke jinên ku encamên şer û pevçûnan dizanin û têdikoşin, em alîgir in: Em dibêjin “Aştî, hema niha!” Silogan: Em di aştiyê de israr dikin! Mudaxeleya li dijî navenda şêwirmendîya jinan a ÎŞTAR’ê ku weke sitargeh dixebite, girtina jinên ji ÎŞTAR'ê û dosyaya girtina rêxistina jinan a femînîst a VAKAD’ê, hewldanên dewletê yên ji bo astengkirina têkoşîna rêxistinbûyî ya jinên Kurd bi awayekî zelal nîşan dide. Weke femînîst em ê hem li cem ÎŞTAR û hem jî li cem VAKAD’ê bin. Silogan: Jin, jîyan, azadî! Silogan: Bijî hevgirtina jinan! Jinên ku di 4’ê Adarê de çûn Midûrîyeta Malbat û Polîtîkayên Civakî, polîtîkayên zayendperest ên AKP’ê şermezar kirin û pankarteke li avahîyê bilind kirin, rastî tundî û îşkenceya polîsan hatin, Fatma Şahînê jî li hundir şîdeta mêran şermezar dikir. Şîdeta mêrsalar a dewletê nikare me bitirsîne! Silogan: Bav were, mêr were, dewlet were, cop were, Dîsa serhildan, dîsa serhildan, dîsa azadî! Îro 8ê Adarê ye! Roja Têkoşîn û Hevgirtina Jinan! Em jin vê fikrê red dikin ku fermana malbatê ya îroyîn ku koletîya kedê, lênêrîna heta hetayê, tundî û zordestîyê dide me, yekane rêya jîyanê ya rewa û xwestek e! Ger malbata we ya pîroz her roj kuştina jinan be, eger ev cezaya zewacê be, ji dewletê re zarok anîn be, em li dijî vê ferzkirinê serî hildidin! Em têkoşîna xwe ya li dijî kapîtalîzm û mêrsalarîyê, li dijî zilam û desthilatdarîya mêran, bi çalakîyên xwe, bi serhildan, berxwedan û bi hevgirtina jinan re berdewam dikin. Kolektîfa Femînîst a Stenbolê/8’ê Adara 2013’an Silogan: Bijî 8ê Adarê! Bijî têkoşîna me ya rêxistinkirî!

2013 Yılı Basın Açıklaması Bedenimiz, Hayatımız, Kararımız Bizim! Aileniz sizin olsun! Türkiyeli kadınlar olarak son bir yılımızı, ailenin korunması ve güçlendirilmesi hedeflenerek, “kadından önce aile”, “aile için kadın” perspektifiyle kadınlar üzerindeki baskının artırıldığı, kadınların eve, aileye ve kocaya bağımlı kılınmaya çalışıldığı hükümet politikalarına karşı direnerek ve mücadele ederek geçirdik. Slogan: Aile değil kadınız, feminist isyandayız AKP iktidarı, “annelik”, “namus”, makbul eş, “3-5 çocuk” dayatmalarıyla, kadınları eve hapseden uygulamalarıyla biz kadınların bedenlerini nüfus artışı için çalıştırılacak makineler olarak görüyor; kürtajı yasaklamaya çalışarak, fiilen kürtaj yaptırmanın önüne engeller koyarak bedenlerimiz üzerinde baskı ve egemenlik kuran, yaşam alanlarımızı daraltan politikalar üretiyor. Slogan: AKP elini bedenimden çek Kürtaj haktır karar kadınların Erkek şiddeti ev içinde, sokakta, her yerde kadınların hayatını kuşatmış durumda. Kadını ancak ailenin içindeyse tanıyan devlet, sosyal politikasını da yalnızca aile üzerinden ve lütuf gibi sunuyor! Şiddete maruz kalan kadınların haklarına erişememesi; adliyelerde, valiliklerde, sığınaklarda, devlet kurumlarında yaşadıkları yılgınlık onları şiddet ortamına dönmeye mecbur ediyor. Slogan: Aileye değil kadınlara destek Devlet kadınları heteroseksüel aileye mahkum etmeye çalışıyor; cinsel yönelimi ve cinsiyet kimliğini, lezbiyen ve trans kadınların varlığını reddediyor. Trans kadınlar toplumdan dışlanıyor, seks işçiliğine zorlanıyorlar. Translar öldürülüyor ve katillere haksız tahrik indirimi uygulanıyor. Slogan: Trans cinayetleri politiktir Slogan: Susma haykır lezbiyenler vardır Türkiye’de her gün 3 kadın erkekler tarafından öldürülüyor, her 3 kadından biri dayak yiyor, her 5 kadından biri tecavüze uğruyor. Şiddetin kol gezdiği, kadınların can güvenliklerinin olmadığı bu topraklarda sığınak sayısı sadece 103. Nüfusun artması konusunda her türlü matematik hesabı yapabilen devlet, konu sığınakların sayısına gelince hesabı kitabı unutuveriyor! Halihazırdaki sığınaklardaki yaşam ise kadınları ailelerine, şiddet ortamına geri göndermek üzere kurgulanıyor. Adına “Koza” diyerek cinsiyetçi dilini sürdüren iktidar, erkek ve kadınları aynı çatı altına koyan Şiddet Önleme Merkezleri’ni yürürlüğe soktu. Şiddet gören kadınlar ile şiddet uygulayan erkekler arasında arabuluculuk yapan aile irşat büroları ve aile danışma merkezlerinin misyonunu yüklenmeye hazırlanan bu yapılar, kadınlara değil erkeklere hizmet ediyor. Bu uygulamaya esastan itirazımız var. Slogan: Boşanmayı değil cinayeti engelle Kadına yönelik şiddeti önleme iddiasıyla kadın örgütlerinin içeriğine yönelik itirazları dikkate alınmadan çıkarılan 6284 Sayılı Yasa, bir yıldır yürürlükte ama uygulanması kadınların başvurdukları kişi ve makamların keyfine kalmış durumda. Kadınların yaşam hakları polisin, hâkimin, savcının, valinin, kaymakamın inisiyatifine bırakılıyor. Standardı olmayan uygulamalar kadınları yargı süreçlerinde de yıldırıyor. Kararlar kadınları desteklemek hedeflenerek değil, cinsiyetçi ezberle alınıyor. Yasa kadınlara değil, erkeklere hizmet veriyor! Bakanlık, 6284 Sayılı Yasa’nın adına yerleştirdiği “Aile” kelimesinden başlayıp, teşkilatlanma biçimine varıncaya kadar her yönüyle erkek egemen yapıyı sürdürmek üzere işliyor. Oysa aileyi güçlendirerek erkek şiddetine karşı duramazsınız. Aileden tarafsanız, kadından taraf değilsiniz! Slogan: Aile aile dediniz, hayatımızı yediniz! Biz kadınlar olarak hayatımız boyunca görüyoruz ki, devlet tecavüzde rıza, kadın cinayetlerinde haksız tahrik diyerek, kadınlara yönelik şiddeti meşrulaştıracak bahane arıyor. Bu yıl Nevin ve daha birçok kadının davasından gördük ki, erkek yargı karşısında kadınlar yalnızlaştırılıyor; kendilerini korumak, erkek şiddetine direnmek için kendi adaletlerini kendileri sağlamaya mecbur bırakılıyorlar. Meşru müdafaa haklarını kullanıyorlar! Slogan: Erkek adalet değil gerçek adalet Türkiye’de yaşayan kadınlar olarak, son otuz yıldır süren savaş ve çatışma ortamı ile devlet militarizmi ve şiddetinin tüm kadınları ne denli etkilediğini defalarca belirttik. Son bir yılda devletin milliyetçi-cinsiyetçi politikaları üzerinden özellikle Kürt kadınlar üzerinde baskılar yoğunlaştı. 8 Mart Mitingi’ne katıldığı, ders verdiği, düşündüğü, düşüncesini ifade ettiği ya da sadece Kürt olduğu için kadınlar tutuklandılar ve tutuklanmaya devam ediyorlar. Tutuklamaların durmasını ve cezaevinde olanların serbest bırakılmalarını istiyoruz. Türkiye bir süredir yeni bir müzakere sürecine tanıklık ediyor. Bu süreçte savaşın ve çatışmanın sonuçlarını yaşayan, mücadele eden kadınlar olarak tarafız. “Barış hemen şimdi” diyoruz! Slogan: Barış için ısrar ısrar ediyoruz Sığınak çalışması yapan kadın danışma merkezi İŞTAR’a karşı yapılan müdahale, İŞTAR’lı kadınların tutuklanması ile feminist kadın örgütü VAKAD’a karşı açılan kapatma davası, devletin Kürt kadınlarının örgütlü mücadelesini engelleme çabasını apaçık gösteriyor. Feministler olarak hem İŞTAR’ın hem de VAKAD’ın yanında olmayı sürdüreceğiz. Slogan: Jin jiyan azadi Slogan: Yaşasın kadın dayanışması! 4 Mart’ta Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü’ne giderek AKP’nin cinsiyetçi politikalarını protesto eden ve binada pankart açan kadınlar, tam da o esnada içeride Fatma Şahin erkek şiddetini kınarken, polis tarafından şiddete uğradılar, işkence gördüler. Devlet erkek şiddeti bizi yıldıramaz! Slogan: Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop, inadına isyan inadına isyan inadına özgürlük! Bugün 8 Mart! Kadınların mücadele ve dayanışma günü! Biz kadınlar, bize emek köleliğini, ömür boyu bakıcılığı, şiddeti ve baskıyı reva gören bugünkü aile düzeninin tek meşru ve istenmesi gereken yaşama biçimi olduğu düşüncesini reddediyoruz! Kutsal aileniz, her gün kadınların öldürülmesiyse, evlilik mahkûmluğuysa, devlete çocuk doğurmaksa, biz bu dayatmaya isyan ediyoruz! Kapitalizme ve patriyarkaya, erkeklere ve erkek egemen iktidara karşı eylemliliklerimizle, isyanımızla, direnişimizle, kadın dayanışmasıyla var ettiğimiz mücadelemize devam ediyoruz. İstanbul Feminist Kolektif/8 Mart 2013 Slogan: Yaşasın 8 Mart! Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

2013

Sloganlar

2013 Yılı Slogan Listesi Galatasaray Sloganları: Yaşasın 8 Mart, Yaşasın Kadın Dayanışması Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyoruz! Sindirella gitme baloya 8 Mart’ta haydi alana + ritim eşlik ediyor Gelsin baba gelsin koca gelsin devlet gelsin cop inadına isyan inadına isyan inadına özgürlük (biraz hızlı tempolu atılacak) Olur olmaz şarkısı söylenecek Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa + ritim Jin jiyan azadi Yaşasın feminist mücadelemiz Ardından ritim (selin b. “direnişin ritmleri” ile koordinasyonda görevli) 19:40 Yürüyüş Sloganları Yaşasın Feminist Mücadelemiz Jin jiyan azadi Aile Değil Kadınız, Feminist İsyandayız Dünya Yerinden Oynar Kadınlar Özgür Olsa AKP elini bedenimden çek Erkekler evlere çocuk bakmaya Erkekler evlere yemek yapmaya Erkekler evlere ütü yapmaya Çamaşırdır kirlenir bulaşıktır kirlenir seni köle sanmasın kirlettiyse yıkasın (tempolu hızlı atılıyor) Görünmeyen emek sesini yükselt Gelsin baba gelsin koca gelsin devlet gelsin cop inadına isyan inadına isyan inadına özgürlük (biraz hızlı tempolu atılacak) Erkek egemenliğine karşı ses çıkar (zılgıt, düdük ne olursa☺ ) Cinsiyetçiliğe karşı ses çıkar Transfobiye karşı ses çıkar Homofobiye karşı ses çıkar Militarizme karşı ses çıkar Kapitalizme karşı ses çıkar Susma haykır lezbiyenler vardır Erkeklerin sevgisi kadınları öldürüyor Öldüren sevgi istemiyoruz Kadın Cinayetleri Politiktir Trans Cinayetleri Politiktir Susma haykır translar vardır Yaşasın Feminist Mücadelemiz Erkek vuruyor, Yargı koruyor Erkek Vuruyor, Devlet koruyor Erkek vuruyor, Medya koruyor Erkek Adalet Değil Gerçek Adalet Ayşe Fatma’yı Emel Sibel’i / Birbirlerini Sevebilmeli Genel ahlak kimin ahlakı Genel ahlak Ar değiliz, Zar değiliz, Mal değiliz. Feministiz biz feministiz. Bana Bak Başbakan Tepemizi Attırma Kendin Yat Kuluçkaya Bir Türkçük İki Türkçük Üç Türkçük Doğurmaya Tayyip kaç kaç kaç kadınlar geliyor (önce yavaş başlayıp sonra hızlanılıyor) Emeğimiz bizimdir, bedenimiz bizimdir, kimliğimiz bizimdir, bizimdir! Şiddete karşı ses çıkar, Tacize karşı ses çıkar, Tecavüze karşı ses çıkar Gözaltında Tacize Tecavüze Son Tecavüzcü polis hesap verecek Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz Jîn Jîyan Azadî Jîn Şer Naxwazin, Aşitî Dixwazin Devlet Elini Bedenimden Çek Bağır bağır Herkes Duysun, Erkek Şiddeti Son Bulsun Patronsuz, Pezevenksiz Bir Dünya İstiyoruz Dünya Yerinden Oynar Dünya Yerinden Oynar Kadınlar Özgür Olsa Kadınlar Özgür Olsa +ritim Sokaklar bizim senin mi sandın Geceler bizim senin mi sandın Erkek Adalet Değil Gerçek Adalet Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz Yaşasın 8 Mart, Yaşasın Kadın Dayanışması- ortak slogan saat 20:15’te atılacak. Yaşasın Feminist Mücadelemiz

2013

Tartışma

2013 Leylek Toplantı Çağrısı Maili 8 Mart Gece Yürüyüşü’nde yaşananların ardından yükselen ve geçtiğimiz yıllardan beri süregelen feminist politikaya dair tartışmaları tetikleyen gerilimlerden hepimiz yorgun düştük. Bizler lezbiyen, biseksüel, trans ve kendini LBT olarak tanımlamayan kadınlar olarak 8 Mart Gece Yürüyüşlerinde yan yana durmanın bu kadar zor olmaması gerektiğine inanıyoruz. LGBT hareket ile feminist hareketin karşı karşıya getirilmesinden rahatsızlık duyan ve bir arada olmaya ihtiyaç duyan feminist hareketten, LGBT hareketin içinden ve dışından, feminist kadın ve translar olarak bu kırılmanın önüne nasıl geçebiliriz diye beraberce kafa yormak, var olan eleştirileri, anlaşmazlıkları ve kırgınlıkları yok saymadan yeni bir tartışma zemini oluşturabilmek için bir araya gelmek istiyoruz. İlk toplantıda yürüyüş özelinde ortaklaştığımız asgari müştereklerin üzerinden geçerek bir metin oluşturmayı hedefliyoruz. Beraberce nasıl yol alabileceğimizi konuşmak üzere 23 Mart Cumartesi günü saat 13.00‘de Leylek Kafe’de (Küçük Parmakkapı Sokak, No:15/3) buluşalım.. Cumartesi görüşmek üzere! Kaynak: sosfeminist@yahoogroups.com (Sezen Yalçın) 17.03.2013

2013

Takvim

2013 Yılı Takvim 4 MART PAZARTESİ 19.30, Nalan'ın evinde (Kurtuluş) stencil hazırlıyoruz. 6 MART ÇARŞAMBA 19.00, SFK'da slogancılar ve direnişin ritimleri slogan çalışması 21.00, Taksim ve Kadıköy'de afiş ve stencil 7 MART PERŞEMBE 17.00'den itibaren SFK'da pankart-döviz yazımı 21.00, Taksim ve Kadıköy'de afiş ve stencil 8 MART CUMA 17.00'den itibaren mekanda buluşma 19.30, Galatasaray'dan Taksim'e yürüyüş 21.00-21.30, The Mekan'a birlikte eğlenmeye..

2013

Haberler

4 haber

Hayatımız Bizim Aileniz Sizin Olsun

8 Mart 2013 Çiçek Tahaoğlu bianet.org

8 Mart Eylem Günlüğü

8 Mart 2013 birgun.net

Emeğimize, Bedenimize ve Kimliğimize Sahip Çıkıyoruz

9 Mart 2013 cumhuriyet.com.tr

Sokaklara 8 Mart Geldi

9 Mart 2013 sendika.org

Podcast

Diğer podcastler

2013 · Çatlak Zemin

Tarihimizden

Tümünü göster Daha az göster

30 Kasım 2013: Uluslararası Kadın Fotoğrafçılar Sempozyumu İstanbul’da yapıldı

Ayşe Gülkızı

  28-30 Kasım 2013 tarihinde İstanbul Kadın Müzesi (İKM)’nin “Kadın Kültür Mirası” etkinlikleri çerçevesinde dört ülkeden 18 kadın fotoğrafçıyı biraraya getiren Uluslararası Kadın Fotoğrafçılar Sempozyumu, Türkiye’nin ilk kadın gezi ve…

24 Aralık 2013: Kadınlar öldürülüyor; öldürülmek istenen kadınlar yargılanıyor!

Şükran Şakir

Kadınların erkek şiddetine isyanı, erkek yargı tarafından da dava konusu edilebiliyor. Bunun bir örneği de Fatma Yürek (Şen) ve Filiz Karakuş’un yargılandığı davada yaşandı. Fatma Yürek (Şen)’i öldürmek isteyen Çetin…

4 Ocak 2013: Karaköy Genelevi seks işçilerinden eylem

Şükran Şakir

İstanbul-Karaköy Genelevi’nde çalışan seks işçileri, genelevlerin mühürlenmesine karşı düzenledikleri eylemde, “Sokaklarda kayıt dışı ve kontrolsüz bir şekilde çalışmak istemiyoruz,” dedi. Kadınlar yaptıkları basın açıklamasında, “Bir yıllık süreçte devletin kanadı altında…

24 Ocak 2013: Pınar Selek’e tekrar ağırlaştırılmış müebbet istemi- 25 yıldır bitmeyen hukuksuzluk

Şükran Şakir

24 Ocak 2013’te Pınar Selek’in 14 yıldan beri süren Mısır Çarşısı davasında karar açıklandı. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, daha önce iki kez beraat eden Selek için oy çokluğuyla ağırlaştırılmış…

3 Şubat 2013: Ermeni kadınlar yalnız değildir

Filiz Karakuş

İstanbul’un Samatya semtinde bir ay içinde farklı zamanlarda dört Ermeni kadının saldırıya uğraması, feminist kadınlar tarafından protesto edildi. İstanbul Feminist Kolektif’in çağrısıyla Kocamustafapaşa Meydanı’nda toplanan kadınlar, “Ermeni kadınlar yalnız değildir”…

19 Şubat 2013: ‘Benim Çocuğum’ belgeselinin galası LİSTAG’lı ailelerin katılımıyla yapıldı

Filiz Karakuş

Çocukları LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) olan Türkiyeli bir grup anne – babanın hikayelerine odaklanan ‘Benim Çocuğum’ belgeselinin galası 19 Şubat 2013’te LİSTAG (Lambdaistanbul Aile Grubu) üyesi ailelerin katılımıyla yapıldı.…

6 Nisan 2013: Mis Sokak’ta kadına cinsel saldırı protesto edildi

Filiz Karakuş

10 Mart 2013 tarihinde bir kadına saldırarak tecavüz girişiminde bulunan erkekleri, sokağın kalabalık olmasına rağmen, sadece bir kişi engellemeye çalıştı. Tesadüfen oradan geçen bu kişi aynı zamanda kadın platformlarıyla da…

11 Nisan 2013: Kreş Haktır Platformu kuruldu

Filiz Karakuş

Kadın, LGBT, emek, meslek ve hak örgütleri, sendikaların kadın yapıları bir araya gelerek Kreş Haktır Platformu’nu kurdu. “Yaşamın her alanında eşitlik, bakım hizmetlerinin ortak sorumluluğu” sloganıyla yola çıkan platform, “Çocukların yaşadığı…

12 Nisan 2013: Antalya’da kadın cinayetlerine karşı eylem yapıldı

Filiz Karakuş

Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği’nin çağrısıyla Antalyalı kadınlar, Manavgat’ta, erkek şiddeti dolayısıyla üçü öldürülen biri ağır sakatlanan 4 kadın için eylem yaptı. Bütün bu saldırılar 10 gün içinde…

4 Mayıs 2013: Barış için Kadın Girişimi’nden ‘Barış sürecine müdahiliz’ konferansı

Şükran Şakir

“Kadınlar barış sürecinde aktif rol alıyor” başlığı altında 4 Mayıs 2013’te Boğaziçi Üniversitesi konferans salonunda gerçekleştirilen toplantıda, barış sürecinde kadınların yol haritası oluşturuldu. Konferans öncesinde kadınların barış ve müzakere süreçlerine…

18 mayıs 2013: Eşcinsel evlilikler Fransa’da artık yasal

Yeşim Dinçer

Aleyhte yürütülen kampanya ve tartışmalara rağmen eşcinsel evliliği kabul eden yasa Fransa’da imzalanarak yürürlüğe girdi. Böylece Fransa, eşcinsel evlilikleri yasal hale getiren dokuzuncu Avrupa ülkesi oldu. Söz konusu yasa, eşcinsel…

31 Mayıs 2013: Gezi direnişinde kadınlar

Şükran Şakir

Taksim Dayanışması’nın aylardır imza topladığı ‘Topçu Kışlası iptal edilsin, Gezi Parkına dokunma’ kampanyasını dikkate almayan iktidar, Topçu Kışlası’nın ne pahasına olursa olsun inşa edileceğini söylüyordu. 27 Mayıs gecesi Gezi Parkı’na…

6 Temmuz 2013: Gezi direnişindeki kadınlardan polis tacizine karşı İstanbul ve Ankara’da eylem

Yeşim Dinçer

Gezi direnişindeki kadınlar, polis tacizi ve şiddetine karşı kadınları ve transları 6 Temmuz’da eyleme çağırdı. Ankara Kadın Platformu’nun eylemi saat 16’da, Ethem Sarısülük’ün öldürüldüğü yerdeydi. Platform’un çağrı metninde, “Gezi direnişinde…

12 Ağustos 2013: Milletvekili Doğuş Derya kürsüde önce eşitlikçi-feminist bir yemin etti/ Kuzey Kıbrıs

Filiz Karakuş

Kuzey Kıbrıs’ta 28 Temmuz 2013 tarihinde yapılan erken genel seçimlerde 50 sandalyeli meclise 4 kadın milletvekili seçildi. Seçilenlerden biri, aynı zamanda feminist aktivist olan Doğuş Derya idi. Kuzey Kıbrıs Yönetimi…

4 Ekim 2013: Nevin Yıldırım davası başladı

Genel

Isparta’nın Yalvaç ilçesi Koruyaka köyünden Nevin Yıldırım, 29 Ağustos 2012 tarihinde, kendisine silah zoruyla sürekli tecavüz eden akrabası Nurettin Gider’i öldürmüş, başını bir çuvala koyarak “İşte namusuma uzananın kellesi, benim…

18 Eylül 2013: Erkek egemenliğine ve erkek yargıya itiraz eden kadınlar yargılandı

Özlem Kaya

2012 yılında Fatma’yı balkondan atarak öldürmek isteyen kocası Çetin Şen’in yargılandığı duruşmada, mahkeme heyetine hakaret ettikleri gerekçesiyle haklarında dava açılan Fatma Şen ve İstanbul Feminist Kolektif üyesi Filiz Karakuş’un ilk…

24 Eylül 2013: Kadınlar Kadıköy’de polis tacizine karşı yürüdü

Ecem Öztürk

24 Eylül 2013’te, kadınlar Gezi direnişi sürecinde ve sokak eylemlerinde sıkça yaşanan “ince arama”ve polis tacizine karşı yürüyüş yaptı. Kadıköy’deki polis karakolu önüne yürüyen kadınlar, polis barikatını alkış ve sloganlarla…

24 Nisan 2013: Rana Plaza katliamı

Filiz Karakuş

8 Mart Uluslararası Kadınlar Günü tarihi anlatılırken, 1857 yılında gerçekleştiği iddia edilen bir yangından söz edilir. Aslında o yangın, 25 Mart 1911 yılında New York’taki Triangle Gömlek Fabrikası’nda gerçekleşen yangın.…

25 Haziran 2013: Yoğurtçu Kadın Forumu ilk kez toplandı

Filiz Karakuş

İstanbul Feminist Kolektif ’in çağrısıyla 25 Haziran 2013 Çarşamba akşamı ilk kez buluşan Yoğurtçu Kadın Forumu (YKF) hâlâ buluşmaya devam ediyor. YKF, 10 yıldan fazla süredir devam eden yolculuğunda çok…